01.27.08
Posted in Girişimcilik at 16:05 tarafından gokhan
Köyde doğup büyümüş. Liseye kadar yol ve elektrik bile yokken eğitimini sürdürmüş. Babası lisede daha iyi bir öğrenim alabilmesi için Enver Bey i İstanbul’a yatılı olarak haydarpaşa lisesine göndermiş. Liseyi haydarpaşa lisesesinde okurken son sınıfta uğur dershanesine de gitmeye başladı. Okula giderken birşeyler yapmayı düşünüyordu okulda hep eğitimle ilgili birşeyler yapmak istediğini belirtirdi.Daha sonra pek fazla büyük olmayan dershaneyi bir öğretmenle ortak olarak on taksitle satın aldıklar. Bir sene sınıfta kaldı bu sıradada uğur dershanesine devam etti. Ders bittikten sonra dershanenin temizliğini yapıp kapatıyordu. Daha sonra dershaneye ortak olan öğretmen başka bir dershaneye giderek onu bıraktı. Elinde hiç parası olmayan Enver Bey dershaneyi daha iyi yapmak için iyi öğretmenler almasına karar verdi ve biraz düşündükten sonra iyi öğretmenlerle ortak olmaya karar verdi. Daha sonra anadoludan gelen çocuklara kaynaştı onlara eğitimde yardım etti. Dershanede ders bittikten sonra her akşam geç saatlere kadar 3-4 arkadaş elektrik direklerinin tepelerine çıkarak uğur dershanesinin reklamlarını yapıştırmaya başladılar. Bu sayede dershane daha bir ilerledi. Biraz parasının olmasıyla birlikte kendisine bir araba aldı. Sonra arabasının değeri kadar reklam vererek riske girdi. Eğer reklam tutar ve dershanede öğrenci sayısı yükselirse sorun olmıyacak eğer tutmazsa arabasını satıcaktı. Reklam tutmasıyla dershane biraz daha ilerledi dershane kavramını anladılar, eğitimci oldular büyük sermayeleri olmamasına rağmen güçlü kadroları sayesinde büyüdüler. Daha sonra okul kurmaya kara verdiler. Okulu kurarken düşündükleri öyle bir okul olsunki yabancılarınki gibi olsun ve Türkiyenin birincisi bir okul olsun diye düşündüler. Bahçeşehir’in yeni kurulduğu zamanlarda kendisine ev bakarken birisinin bahçeşehir’e bir okul kurucaklarını ve onun bu okulu işletmesini istemesi üzerine. Bahçeşehir koleji kuruldu ve ilk senesinde bahçeşehir lisesine en iyi öğretmenleri getirerek yapabildiğinin en iyisini yaptı. Uğur dershanesinin dahada büyümesiyle ismini anadoludaki illerede satarak 120 ye yakın dershane oldu. Türkiyede bugün birşeyin olmaması ileridede olmaycak anlamına gelmez diye biz üniversite bile kurarız diye düşünen Enver Bey Türkiyede vakıf üniversitesi kurulabilme kanunu çıktıktan sonra. Bahçeşehir üniversitesini kurdu daha kurulma işlemleri bitmeden amerikaya giderek orada bir türk professör sayesindeki oradaki bir okul ile kardeşlik anlaşması yaptı. Şimdi bahçeşehir üniversitesi başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor.
Â
Bu yazı Enver Yücel’in BahçeÅŸehir üniversitesi giriÅŸimcilik dersine konuk olarak geldiÄŸinde alınan notlarla yazılmıştır.
Permalink
04.06.07
Posted in Girişimcilik at 04:51 tarafından gokhan
       İstanbul Üniversitesi sosyal atropoloji bölümünden mezun. Sosyoloji ve psikoloji konularında kendisini daha iyi geliştirmiş. Üniversitede okurken aynı zamandada çalışmakta istiyordu. üniversitedeki profesörünün bir konuda araştırma yapılıcağını ve bu araştırmanında derslerinde onlara yardımcı olucağını söylemesi üzerine davranış birimlerinde araştırma yapmaya başlamış. Araştırma için özel okulları ziyaret ederek uzun anketler yapmaya başlamışlar. Yine bir gün araştırma işi için gittiği tercüman kolejinde cezmi bey ile anket yaptıktan sonra cezmi bey ilersi için neler düşündüğünü sormuş ve bunun üzerine Betül Hanım ilersi için plan ve düşüncelerini Cezmi Bey’e anlatmış Cezmi Bey’de isterse Tercüman kolejinde onun için bir iş bulabileceğini söylemiş. Bir süre sonra Betül Hanım Cezmi Bey’e giderek çalışmak istediğini söylüyor ve Tercüman kolejinde işe başlyor. Bir süre Tercüman kolejinde rehberlik ve insankaynakları gibi çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra Tercüman kolejinden ayrılıp bir danışmanlık şirketinde işe başlıyor burada bir süre çalışıp müdürlüğe kadar yükseliyor fakat kendi işini kurmak istiyor. İlk başta ortaklık yaparak bir şirket kurmayı deniyor fakat ortaklıkla iş yapmanın zor olduğunu farkediyor daha sonra kendi başına bir şirket kurmaya karar veriyor fakat eşi ve çevresinin baştan bir iş kurmak zor demesiyle kafası karışıyor. Betül Hanım büyük bir risk alarak işinden istifa edip sonra işi kurmak için araştırmalar yaparak ortak bir ofis bulup neler yapacağına bakıyor, iş ilişkileri ,iş ortaklığı gibi.. ve bu sırada üniversiteden bir profesörününde yardımıyla üniversiteden bir iş için teklif alıyor. Üniversite Betül Hanımı çok tecrübesiz ,hiç bir referansı olmayan ve bu işin üstesinden gelemeyeceğini düşünürken Betül Hanım konu hakkında araştırmalar yaparak bir kaç öğretim görevlisine gazeteler için röportajlar ayarlıyor bu sayede diğer rakiplerininde önüne geçerek üniversiteden işi yapması için onay alıyor. Bu sayede aile şirketleri neden kurumsallaştırılmalı diye gazetelere ilanlar veriyor ,röportajlar yayınlanıyor. Bunun üzerine Betül Hanım bu seminerleri organize etmeye başlıyor ve tek bir tane yapılması planlanan seminerden çok istek olduğu için 4 tane yapılıyor. Betül hanım bu programların hepsine katılıyor ve bu sayede aile şirketleriyle tanışıyor ve çevre ediniyor işini büyütüyor ve kurduğu çözüm insan kaynakları adındaki şirketiyle şu anda insanlara hizmet veriyor.
Bu yazı Betül ALTINBAÅžAK’ın BahçeÅŸehir Üniversitesi’de konuk olarak geldiÄŸi giriÅŸimcilik dersinde alınan notlarla derlenmiÅŸtir.
Permalink
03.15.07
Posted in Girişimcilik at 00:44 tarafından gokhan
        Â
Â
          1949 yılında Nevşehir’in bir köyünde doğmuştur. Bulunduğu köyde ki tek odadan oluşan ve tek bir öğretmenin sınıftaki öğrencileri sırayla okuttuğu bir okulda ilk okulu okudu. Daha sonra Nevşehir lisesini bitirdi. Daha sonra istanbul tıp fakültesine gitti ve bölümünü birincilikle bitirerek mezun oldu. Bu sırada ikinci sınıfta okumakta olan bir kız ile tanıştı. Ailelerden kaynaklanan nedenler ile ilk başta nişanlanamadılar. Fakat 4. yılın sonunda nişanlandılar. Otobüste yada sinemada nereye gitseler ders çalışıyorlardı. Bütün dersleri takip ediyor ve düzenli not tutuyorlardı. Daha sonra bir çok kişinin bu derslere gelmediğini farkedip harçlıklarını çıkartmak için tuttukları notları teksir yaparak satmaya ve harçlıklarını çıkartmaya başladılar. Mezun olduktan sonra sınava girdiler ve Doğan Bey dahiliye doktoru olurken hanımıda çocuk doktoru oldu. Daha sonra hanımıyla birlikte bir muayenehane açtılar. Doğan Bey’in daha önce tedavi ettiği hastalarından biri olan Abdullah Bey, Doğan Bey’in para veremem kiramı bile ödeyemiyorum demesine rağmen muayenehanede Doğan Bey’e  ücretsiz olarak yardım etmeye başladı. Muayenehaneyi hazırladılar ve tabelasınıda koydular fakat hiç gelen giden olmuyordu. Daha sonraları iğne yapıyormusunuz diye soranlar olmuş. Soran birkaç kişiye ücretsiz olarak iğne yapmışlar, abdullah bey’de hastalara çay servis etmiş. Bu şekilde kendilerini duyurmak için bir nevi reklam yapmışlardır. Birinci yılın sonunda günlük gelen hasta sayısı ortalama 5 kişiye çıkmaya başladı. Gelenlere güler yüzlü davranmaları, muayenehaneyi temiz tutmaları ve iğne olmaya gelenlerle bile ilgilenerek, ilaçlarına bakıp hastalığını söyleyerek önerilerde bulunmaları, onlara müşteri kazandırdı. Böylece ikinci yılın sonuna doğru ssk hastaneleri gibi günlük 50 kişiye bakmaya başladılar. Bir gün çapadan buraya bir doktor gelmiş diye kızıyla birlikte gelen teyzeyi muayene ettikten sonra Doğan Bey hemşireye bir iğne yapmasını söylemiş, paravanın arkasına geçtikten kısa bir süre sonra hemşire telaşlı bir sesle doktor bey yetişin diye bağarınca Doğan Bey gidiyor ve hastanın kıpkırmızı olmuş, birazda kan gelmiş şekilde olduğunu görünce birden telaşlanıyor. Ne yapıcağını bilemiyor önce, telaşlanarak hasta muayenehanede ölürse ne yaparız diye düşünüyo ve hemen hastayı kurtarmak için hastahaneye götürmeyi düşünüyor. Ama oraya gitmesinin çok uzun süreceğini anlayınca, kendisi hastanın iyileşmesi için elinden geleni yapıyor. Sonra hastanın kızının kocam evde yemek bekler, benim eve gitmem demesi üzerine teyzeyi sırtına alan Doğan Bey teyzeyi eve kadar götürüyor bu arada yavaş adımlarla yürüyorki ne kadar çok kişi onun teyzeyi sırtında taşıdığını görürse okadar iyi olur diye düşünüyor. Adının duyulması için yapıyor bunu bir nevi. Teyzeyi evine götürdükten sonra o gece orda kalıyor ve teyzenin başından ayrılmıyor. Teyze iyileşiyor.  Daha sonra hanımıyla birlikte 5 katlı bir poliklinik açıyorlar. İşi büyütmeyi düşünerek önceden aldıkları bir arsaya yeni bir bina yaptırarak, Doğan Hastahanesini açıyorlar. Hastahaneyi açması için dönemin cumhurbaşkanına mektup yolluyorlar. Hastahanenin açılışını cumhurbaşkanı yapıyor. Şu anda hastahanede 350 kişi çalışıyor. Bu 350 kişinin 60 tanesi doktor. Son olarakta beylikdüzünde yeni bir şube açtılar.
Bu yazı Dr. DoÄŸan BİRGÜL’ün BahçeÅŸehir üniversitesi giriÅŸimcilik dersine konuk olarak geldiÄŸinde alınan notlarla yazılmıştır.
Bir giriÅŸimci örneÄŸi daha umarım beÄŸenirsiniz…
Â
Permalink
02.23.07
Posted in Girişimcilik at 08:43 tarafından gokhan
Â
İlk olarak iş hayatına bir arkadaşının 20 metre karelik dükkanında, arkadaşıyla birlikte çalışarak başladı. Arkadaşına saat 4’e kadar yardım ettikten sonra akşamlarıda akşam okuluna gidiyordu. Gelen müşterilerin çoğu anadoludan gelip toptan ürün aldığı ve İstanbula her zaman gelmedikleri için arkadaşı Fair Bey ile gelen müşterilere istanbulu gezdiriyor eğlendikten sonrada iş konuşuyorlardı. Bir yandanda arkadaşlarına kazak, triko gibi şeyler satarak harçlıklarını çıkartıyordu.Fairle birlikte bir süre çalıştıktan sonra işin nasıl yürüdüğünü nasıl koli yapılıcağından işin en ince ayrıntısına kadar öğrendi. Faire bir teklifte bulunmaya karar verdi ve Fairden ürettiklerini alarak kendisi satmaya karar verdi. Fairle konuştu Fair Bey’in parayı nasıl ödiyeceğini sorması üzerine paranın bir kısmını ödemek zorunda kaldı ve daha gerisinide sattınca ödemek üzere anlaştılar. Böylece pantalon ürettiren konumuna gelmiş oldu. İnsanların ilgisini çekicek birşeyler aradı ve pantalonları farklı yapmak için kapalı çarşıdan artık derileri toplattırarak pantalonlara deri köprü yaptırarak ürettirmeye başladı. Farklı olan pantalonlar insanlarının ilgisini çekmeye başladı ve herkes 7-8 ay taksitle satarken Süleyman Bey yok satmaya başladı. Bunun üzerine camın üzerinde deriyi kesebilecek bir alet yaptırarak daha çok üretti. Pantalon satışlarının yükselmesinin ardından gömlek de yapmaya karar verdi. Atölyecilere farklı birşeyler yapmak istediğini anlattı. Yapmak istediği gömleklerin altına bir yaka daha koyarak çift yakalı farklı gölmekler üretmekti. Yapılan gömlek tasarımı seri üretime gitti ve gömlek üretildikten sonra atölyecilerin onun istediğinin tam tersini yaptıklarını gördü. Daha sonra gölekleri elinden çıkartmak için ucuz fiyat ile sattı. 20 metre karelik yerden 90 metre karelik zafer hana geçtiler zafer handa yerlerinin bulunmasının zor olmasına rağmen yaptıkları iş iyi olduğundan ve busayede aranan bir firma olduklarından ihtiyacı olan müşteriler onları ordada bulabiliyorlardı. Bir gün zafer handaki mağzaya bir kumaş üreticisi pazarlamacısı geldi. Süleyman Bey örnek kumaşlara baktı ve ilk başta hiçbirini beğenmedi fakat tam pazarlamacı çıkacakken çantasının arkasında başka kumaş örnekleri olduğunu farketti. Onlarıda görmek istedi onlarada baktı ve bir tanesini beğendi. Pazarlamacı fabrikayı arayarak kumaşlardan olup olmadığını sordu. Kumaşlar toptan satılmak için yapılmış onun için fabrikada hiç yoktu bunun üzerine Süleyman Bey iyi bir pazarlığa girerek kendisi için farklı renklerde 3 bin metre ürettirdi. Daha sonra bu kumaşlardan kısa ceketler yaptırdı. Ceketlerin çok tutulmasından bir süre sonra sadece ceket değil kumaşınıda satmaya başladı.  Bu işin tüm zorluklarını öğrenen Süleyman Bey işinde başarılı bir şekilde büyüdü ve bugün Damat ,ADV ve Tween markalarının sahibi.
Bu yazı Süleyman ORAKÇIOĞLU Bahçeşehir üniversitesi girişimcilik dersine konuk olarak geldiğinde alınan notlarla yazılmıştır.
EÄŸer BeÄŸenirseniz sizinle böyle dersimize gelen giriÅŸimcilerin hayatlarını paylaÅŸmaya devam edicem…lütfen yorum kısmına yazınız…Â
Permalink