01.31.08
Posted in Bizden, fotoğraf at 13:30 tarafından gokhan
Doğduğunu hatırlayan varmıdır? kim hatırlayabilir ? Yaşadığı her günü hatırlayabilen varmıdır ? kim hatırlayabilir?
Bilmem bunlar geldi aklım doğduğumu hatırlamıyorum yaşadığım günleri anımsıyorum çok detaylı ayrıntısını hatırlayamıyorum. Ölüceğim zamanı bilemiyorum öldüğümde neler hissederim onuda? Öldükten sonra hatırlayabilirmiyim onuda bilmiyorum bilen varmıdır ? Geçen doktorlar ölürken insanların hissetiklerini yazmışlardı kimi ölümler düşünüldüğü kadar acı verici olmuyormuş kimisi ise düşüldüğünden çok acı veriyormuş. Bilmem aklıma geldi yaşarken ölmek var birde onu neden araştırmamışlar acaba ? Bunun bir farkı daha var yaşarken ölenlerler hissettiklerini hatırlayabilirler
. Acaip bir yazı oldu epeydir yazmıyorudum bloğa genelde benim yazılarım böyledir aklıma ufak birşey takılır ordan bir yazamaya başlarım sonra kendimi apayrı bir yerde bulmuşum.

Dün Beyoğlu sohbetlerine katıldık
Ara Gürel ve Eczacıbaşı vardı. Benim annadığım kadarıyla konuşma yapmaları için hazırlık yapmışlar Eczacıbaşı kafasında eski beyoğlunu düşünmüş yazmış çizmiş. Konuştuda konuştu konuşmada Ara beye hiç izin vermedi gibi. Bütün konuşma ıııı layıp elindeki notlara baktı Ara bey çok rahat ve sakin kafasında anımsıyor olayları eczacıbaşının annattığı noktalardaki eksikleri tamamlıyor zorlada olsa sözünü bölerek. O kafasında birşey yazmamış bence birşeylere bağlı kalmak kötü bir sunum yaparken insan içinden geldiği gibi konuşup söylemeli. Ben konuşurken bunu yapabiliyormuyum bilmem ben yapamıyorum çok bildiğim bir konuysa kendimden çok eminsem yapabiliyorum sadece. Yazıda bu konuda iyiyim kendimle dertleşebilirim ufacık birşeyden başlıyıp acaip konulara dalıp yazıp konuları bağlayabilirim şimdi olduğu gibi nerden nereye geldim :p

Yorgunum,üzgünüm, öldüm ama yaşıyorum başıma bir çiçek dikin kokusu geldikçe rahatlarım…
Permalink
01.30.08
Posted in Hayattan at 17:22 tarafından Yesim
     canım yanıyor buakşam.. nedeni okadar çok şey ki.. en büyüğü hayal kırıklığı.. Umutlarım yok olması.. çabaladığım şeyler için nekadar çabladığımı düşünüyorum, yeetrsiz kalmışım. Daha fazla yapabiliceğim şey avrken yapmamışım, bunu farkediyorum ve acı veren de bu! Peki bu yeteri kadar istemememden mi kaynaklanıyor? Yapmamak için bahane ürettim çünkü, zamanım yok dedim, ayaklarımı o yöne gitmemeleri için zorladım,erteledim ve bugün oturmuş başarısız olmamı kabullenemiyorum. Kaybettim.. Rekabet çok kötü birşey onu öğrendim, insanları çirkinleştiriyor.
    hani sadece hayatın bana getiridkleriyle yaşıyacaktım, çabalayıp deneyip, olmuyorsa bırakıcaktım. Kendimde mi rekabet denen şeyin içine girmişim. Olmaması gerekiyorsa birşey ne yapsak olmaz dimi? birde yeterince yapmamış olmak var. Kendini kandırmak var. İsyanım sadece kendime. Sorularımı soruyorum cevaplarımdan korkuyorum.
Â
Permalink
01.27.08
Posted in Girişimcilik at 16:05 tarafından gokhan
Köyde doğup büyümüş. Liseye kadar yol ve elektrik bile yokken eğitimini sürdürmüş. Babası lisede daha iyi bir öğrenim alabilmesi için Enver Bey i İstanbul’a yatılı olarak haydarpaşa lisesine göndermiş. Liseyi haydarpaşa lisesesinde okurken son sınıfta uğur dershanesine de gitmeye başladı. Okula giderken birşeyler yapmayı düşünüyordu okulda hep eğitimle ilgili birşeyler yapmak istediğini belirtirdi.Daha sonra pek fazla büyük olmayan dershaneyi bir öğretmenle ortak olarak on taksitle satın aldıklar. Bir sene sınıfta kaldı bu sıradada uğur dershanesine devam etti. Ders bittikten sonra dershanenin temizliğini yapıp kapatıyordu. Daha sonra dershaneye ortak olan öğretmen başka bir dershaneye giderek onu bıraktı. Elinde hiç parası olmayan Enver Bey dershaneyi daha iyi yapmak için iyi öğretmenler almasına karar verdi ve biraz düşündükten sonra iyi öğretmenlerle ortak olmaya karar verdi. Daha sonra anadoludan gelen çocuklara kaynaştı onlara eğitimde yardım etti. Dershanede ders bittikten sonra her akşam geç saatlere kadar 3-4 arkadaş elektrik direklerinin tepelerine çıkarak uğur dershanesinin reklamlarını yapıştırmaya başladılar. Bu sayede dershane daha bir ilerledi. Biraz parasının olmasıyla birlikte kendisine bir araba aldı. Sonra arabasının değeri kadar reklam vererek riske girdi. Eğer reklam tutar ve dershanede öğrenci sayısı yükselirse sorun olmıyacak eğer tutmazsa arabasını satıcaktı. Reklam tutmasıyla dershane biraz daha ilerledi dershane kavramını anladılar, eğitimci oldular büyük sermayeleri olmamasına rağmen güçlü kadroları sayesinde büyüdüler. Daha sonra okul kurmaya kara verdiler. Okulu kurarken düşündükleri öyle bir okul olsunki yabancılarınki gibi olsun ve Türkiyenin birincisi bir okul olsun diye düşündüler. Bahçeşehir’in yeni kurulduğu zamanlarda kendisine ev bakarken birisinin bahçeşehir’e bir okul kurucaklarını ve onun bu okulu işletmesini istemesi üzerine. Bahçeşehir koleji kuruldu ve ilk senesinde bahçeşehir lisesine en iyi öğretmenleri getirerek yapabildiğinin en iyisini yaptı. Uğur dershanesinin dahada büyümesiyle ismini anadoludaki illerede satarak 120 ye yakın dershane oldu. Türkiyede bugün birşeyin olmaması ileridede olmaycak anlamına gelmez diye biz üniversite bile kurarız diye düşünen Enver Bey Türkiyede vakıf üniversitesi kurulabilme kanunu çıktıktan sonra. Bahçeşehir üniversitesini kurdu daha kurulma işlemleri bitmeden amerikaya giderek orada bir türk professör sayesindeki oradaki bir okul ile kardeşlik anlaşması yaptı. Şimdi bahçeşehir üniversitesi başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor.
Â
Bu yazı Enver Yücel’in BahçeÅŸehir üniversitesi giriÅŸimcilik dersine konuk olarak geldiÄŸinde alınan notlarla yazılmıştır.
Permalink
01.19.08
Posted in Hayattan, fotoğraf at 02:26 tarafından Yesim

Â
Zaman ilerlerke, herşey büyük bir hızla değişirken, bazı şeylerin oldugu gibi kalmasını bekleyemeyiz. Her aşadığımız olay yüzümüzde bir çizgi, beynimizde bir hatıra olarak saklanırken, ilerleyen seneleri sabit tutmak haksızlık oluyor sanırım. olaya duygusal bakarak yaşın ne önemi var. Ya hissettiğin yada göründüğün yaştasındır. Yaşanmışlığın, tecrübelerin, acıların, mutlulukların, kaç yıla sığrıldığının matematiksel ifadesi.. Kaç yaşında oldugun pek önemli dğeil aslında, her yaşının her senin sana ne kattığıdır en önemlisi.
Doğum günleri önemlidir, özeldir. Bize özel bir gündür. Belkide o özel günde özel davranılmasından kaynaklanırdır, doğum gününün özel olması..
Sende benim için çok degerli ve önemlisin.. Nize mutlu yıllara.. DoÄŸum günün kutlu olsun…;))))
Permalink
01.01.08
Posted in Youtube, Yemek Tarifi, world trip, tourism at 14:30 tarafından Yesim
Italy (Italian: Italia), officially the Italian Republic, (Italian: Repubblica Italiana), is located on the Italian Peninsula in Southern Europe, and on the two largest islands in the Mediterranean Sea, Sicily and Sardinia. Italy shares its northern Alpine boundary with France, Switzerland, Austria and Slovenia. The independent states of San Marino and the Vatican City are enclaves within the Italian Peninsula, while Campione d’Italia is an Italian exclave in Switzerland.
Italy has been the home of many European cultures, such as the Etruscans and the Romans, and later was the birthplace of the movement of the Renaissance, that began in Tuscany and spread all over Europe. Italy’s capital Rome has been the center of Western civilization, and is the center of the Catholic Church.
Today, Italy is a democratic republic, and a developed country with the 7th-highest GDP, the 8th-highest Quality-of-life index,[2] and the 20th-highest Human Development Index rating in the world. It is a founding member of what is now the European Union (having signed the Treaty of Rome in 1957), and also a member of the G8, the Council of Europe, the Western European Union, and the Central European Initiative. Beginning January 1, 2007, Italy became a non-permanent member of the United Nations Security Council.
Â
Permalink
Next Page »
Next Page »